AdIm Nihat ArI. Toplumsal ugra§larIm var. SaglIksal ugra§larIm var. Ak§am toplantIlarIm var. Bu sIralar klasik ahlak anlayI§I adIna ne varsa hepsinden var.
Mühim bir toplantIdayIm.. ilk yarIm saatini sIkIlmadan atlatIrsan kokteyller çekilir bir §ey.
IIIII diye bir tInlama. Sesin geldigi yere baktIk. Mikrofon ayarlarI.
SigarayI bIrakmI§Im. DolanIyorum. Sosyolog Sima HanIm da orda. Kendine zarar akIllara kâr be kâr. Makyaja verilen zaman gün içinde bir kadInda 1 saatse, O'nun için günün yarIsI. Niye böyle süsleniyor, neyden intikam alIyor bilinmiyor. Giyip giyip çIkarIyor, boyayIp boyayIp siliyor belli. Orta ya§larda ho§ kadIn, endamlI. Ama kendine ayIrdIklarInI, sanki kazandIgI o sahte renk güzelligi için harcadIgI zamanlar için yitiriyor. Bir süredir gIyabInda tanIyorum, bazI toplantIlarda da rastlIyorum.
Ve nihayet dünya sigarayI bIrakma gününde tanI§tIk. Sirkeci GarI'nda penguen kIlIklI insanlar birbirine gülümsüyordu. Çok karI§IktI. Orda Sima, kirpiklerinden pelte pelte dökülen siyah pelteyi, gözkapakalarIndan akItarak bakInIyordu.
Organizasyonun eleba§I Ruhi tanI§tIrdI bizi.
Lafa ba§lamak olsun diye ba§layanlardandI.
-Siz de mi
-Evet
-Demek siz de, ha ha ha (duvardan geri dönüp iki misli beni irkilten kahkahalar)
-Evet, ben de.
-Sizin oldugunuza inanamIyorum, dikkatimi çekti, sürekli elinizde rakI kadehiyle böyle!
-Niye, §ey inanmamayI anlamadIm
-Parmak aralarInIzda hala nikotin sarIlarI var ayrIca.
-Ha... Bazan esrar partilerine katIlIyorum.
-§urda konu§abilr miyiz? (kokteyl masalarIndan birini i§aret etti)
-Ben... §ey!
-Hadi durmayIn, arkanIzdan gelecegim.
-...
-Yürüyün (beni itekledi)
...
Tüm kurdugum o güzel düzenin nasIl bir yalan oldugunu ve bunca emek ve bunca kutsanmI§ erdemli co§ku, ayaz ayaz kültür deryasI, bar mahlugu olmak...
Zoraki masaya gittim.
Bana bakIyordu. Uzun uzun bakIyordu. imalIydI. KafasIndaki çatallarIn arasIndan neyi görebilirdim bilmiyordum.
-SigarayI hakikaten bIraktInIz mI Nihat Bey, ben arIyorum bazan...
-Tam 6 aydIr içmiyorum.
-Yeni ugra§lar edindiniz mi o bo§luk için?
-Bu sIra oyuncaktan trenler var, küçücük raylar, minik garlar... BurasI gibi garlar degil...
-Daha canlI ugra§larInIz da olmu§tur belki...
-NasIl?
-Ko§uyor musunuz sabahlarI?
-Yani! HayIr, esasInda ben...
-Folklor, resim kurslarI, faal ugra§lar. Ay bunlar ne salakalar...
-Yoo. Ben hayvan besliyorum.
-Kedi... Evet siz kedi besliyor olmalIsInIz. Köpek seven birine benzemiyorsunuz.
-Kendimi besliyorum.
-Demi§tim size kedi diye.
-Ben kendi dedim, yani kendimi.
Sima HanIm'la daha sonra tam üç kez kar§Ila§tIk. ilk ikisinde son kar§Ila§mamIzIn negatif durumlarInI hep hissetim. Sonuncusunda yine o "sigarayI bIrak saglIklI ya§a" ayinlerinden birinin had safha döndügü ortamda, sosyal özenlerimin bir yenisindeydim. Köprüleri son kez kurma çabasI mIydI neydi? YarIm agIzla bana döndü
-HayvanInIz nasIl, kilo almI§a benzer?
-Sizinki kadar süslemiyorum. Bu aralar e§le§tirecegim, neyse o olmasI gerek.
dedim ve bana bir tokat attI. Sarho§san bazan hiç istemedigin bir §eyi iki kere fazla istersin ya...
Bir tokat daha atmasI için aklIma gelebilecek sözcükleri indeksledim.
-isterseniz sizinkiyle çiftle§sin, iki farklI hayvandan bir melez çIkar belki, §öyle yüzünün bir yüzünde makyaj öbüründe sakal demek istiyorum. Bilirsiniz.
O gün iki §ey olmu§tu
KalabalIk bir ortamda bir kadIndan tokat yemi§tim, o ortamda bir kadInI aglatmI§tIm.
Hem hayvandIm yani, hem hayvanIn sahibi. Ya da ikisi birden.
Odakule'den BostancI dolmu§larIna taksiyle gittim. Dolmu§tan inince bir küçük Tekirdag rakIsI ve bir paket Rothmans aldIm. Eve kadar olan 500 metre yol için de taksiye bindim ve nereye gidecegimi önceden söylemeden taksimetrenin yazdIgIndan fazla bah§i§le indim (taksici problem yaratmakla normal bir para kazanma arasInda seyirirken hayIrlI i§ler dileyerek ayrIldIm). Evde Iron Butterfly ve Van Der Graf Generator dinledim. Agotha Kristof'un "Büyük Defter"ini 70. kez okumaya ba§ladIm. Tam 25 yIldIr, bana en keyif veren ne varsa, elimde bunun için ne varsa onu yapmaya aceleci bir hIrs duyuyordum. Evde geçen 2. saatimde Ruhi'yi arayIp çaktIrmadan Sima'nIn telefonunu aldIm. Sonra da epeycedir görü§medigim çok eski ama az samimi bir arkada§Imla, kayIk bulak bir agIzla uzun uzun gereksiz sevgi sözcükleri kullanarak konu§tum. Bu defa, Sima'nIn telefonuyla ilgili yapabilecegim bir program öncesi daha da sIkIcI ne varsa hepsini yapmak istiyordum.
GeceyarIsIndan çok sonra bitkin dü§meye ba§layInca Rothmans'I açtIm. Mutfakta son kadehimi doldurdum. Suyu biraz fazla kaçtI. SigarayI yaktIm. NumarayI çevirdim ve bir kez çaldIrdIm. Vazgeçtim ve kapadIm. Mesaj servisine girerek, §u küçük tu§lara küfrede küfrede 3 kerede gönderecek uzunlukta "Eski kitaplara da, çok eski müziklere de, postmodern sigarasIz ya§am programlarIna da, senin gibilere de, benim gibilere de, bitmeyen gecelere de, ba§lamayan düzenlere de, kedilere de, ku§lara da, siyasete de, futbola da, sigaraya da, içkiye de, her§eye de ba§larIm" yazIp gönderdim. Mesajlar gidip onay mesajlarI gelince de cep telefonunu yere çarptIm. Dijital parçalar oraya buraya saçIldI. Ölmesine inanmadIgIn birine kar§I nasIl o sahte beklentiyi ya§arsan sonrasInda telefon için de aynI §eyi hissetim. Yerdeki plastik kIrIntIlara baktIm. Bu kIrIntIlarIn daha demin, nasIl olup da bunca datayI bir diger cihaza gönderdigine anlam veremiyordum. Geri kafalI mIydIm?
Yeniden cinnet, yerdeki daha büyük parçacIklarI daha da ufalamak için yeni bir aptal parçalama operasyonu giri§imi... BuzdolabIna yönelme, bilmiyormu§ gibi biten rakI §i§esiyle yüzle§me ve §i§eyi de yere atIverme... Yetmiyormu§ gibi buzdolabIna da bir-iki tekme.
Ögleye dogru 11. Bulutlu bir Nisan sabahI. Perde, geceden kalan arIzanIn etkisiyle açIk unutulmu§ pencereden vuran rüzgara pIrrr'lIyor. YatagIn ba§ucunda, dogrudan yere ve oradan komodinin altIna kadar giren insan kolu uzuyor. Ba§I da yatagIn ba§ucundaki kö§enin a§agIsIna dogru sarkIk. Öbür yerde pikenin tersi dönmü§, çok kIrI§Ik. Nihat ArI için uzun zamandIr unutulmu§ bir uyanma biçimi.
Pencerenin pervazIna bir kumru konuyor. Gurul gurul gurluyor. PIrrlayan perdenin diki§ yerlerinden sarkan ipligi gagalIyor. Nihat ArI kumruya bakIyor.
Bulutlu Nisan, saat 11.05. AyIn 23'ü. Memur Nihat, Ögretmen Nihat, KimyacI Nihat, patatesten bahar, griden kumru, maviden bulut, dün geceden kalan rakIdan kusmuk, küllükte izmarit var. Ya§amI sevmeye ya da ondan nefret etmeye içten ne varsa o var.
Nihat ArI'nIn mücadelesinde yIlmak, azalmak, beklentinin dI§Inda çogalmak, §a§Irtmak gibi haller yoktur. Daha yataktan a§agI ayagInI atmadan yeniden ba§lamanIn öncülügünü üstlenmi§ komutanlardan biri olarak du§a girmi§tir bile. Kokulu sabunlar ve mis gibi arI suyun altInda mü§külpesenttir. Du§un tazyigi azalIp sogusa bile su, fIskiyenin dI§Ina kaçIp bekleyecek ve eger su yeniden IsInmIyorsa sabunlu sabunlu kurulanacak kadar mütevazi bir co§ku seline kapIlmI§tIr.
Evet, o telefon tekmeleme olayIndan kurtulmak sadece bir gecemi aldI. Hepimizin ba§Indan geçebilirdi. Ben adam öldürme ya da Gürcistan'da tekstil i§ine girmeden bahsetmiyorum. SIradan bir kentli ugra§I. Kimya hocasI olmaktan önemli tek i§im daha var, insan olmak. Ya§amIn entellektüel sorgularIna kablolu yayInlarda yabancI dilde bunca kaynak yaratIlmI§ken, bozuk dalgalI kur, geçmi§i unutulmu§ bir Uzan ben geliyorum politikacIsI, daha dün dincisi bugün Eurocusu sahtekar ince bIyIklIsI, dolmu§çusu, bo§altIlmI§çIsI varken bu düzende treking olayInIn ...na koymu§um §imdiden. Bu aptal düzen içinde cep telefonlarI tamam ya§amIn içinde de, agzInI ...min sövme dili neden olmasIn. Türkiye ve tür insanI, ebesini ...gim, anasInI piç edecegim, du§ alacagIm ve ba§latacagIm. YanlI§larI gönderecegim. Nihat ArI parti kuruyor; "Gelmi§i Geçmi§i Federasyonlar Yerlebir Etmi§i Partisi": GELGEÇFEP
Kadro §u,
Ba§kan
Tüzük düzenleyici
Mar§ basIcI
Patron tarafI
Mercedes Benz
Pardon anlayI§I
KOBi...
O günkü dersine 1 saat geç girdi ve dersi de bahçede yaptI. ilk örgütlenme çalI§malarInI da böyle ba§lattI.